Bilim insanları uyardı: “Gerçeklik ortak bir halüsinasyon olabilir”

Bilim insanları uyardı: “Gerçeklik ortak bir halüsinasyon olabilir”

Bilim insanları uyardı:

Bilim insanlarına göre insanın “gerçeklik” dediği şey, dış dünyanın birebir yansıması değil; beynimizin, çevreyle ve diğer insanlarla birlikte inşa ettiği ortak bir zihinsel model ve bu model yanlış koşullar altında bozulabilir.

University College London’daki Wellcome Centre for Neuroimaging’de görev yapan nöropsikolog Prof. Chris Frith, 2025’te yayımlanan çalışmasında “Biz fiziksel dünyanın kendisinin değil, onun zihinsel modelinin bilincindeyiz” tezini öne sürdü.

 

Frith’e göre gerçeklik, bireysel değil, sosyal olarak senkronize edilmiş bir deneyim.

 

JONESTOWN VE NAZİ ALMANYASI

 

1978’de Guyana’daki Jonestown tarikatında 900’den fazla insanın toplu intihara sürüklenmesini, sadece kör itaat ya da kötü liderlikle açıklamanın yetersiz olduğunu savunan Frith’e göre asıl mesele, grubun tamamının bozuk bir “ortak gerçeklik modeli” içinde yaşamaya başlamasıydı.

 

Aynı yaklaşımı Nazi Almanyası için de kullanan Frith, bu tür örnekleri “paranoyak paylaşılan gerçeklikler” olarak tanımlıyor: Gerçek dünyayla bağı kopmuş ama grup içinde tutarlı görünen zihinsel evrenler.

 

“BEYİN GERÇEĞİ ALGILAMIYOR, TAHMİN EDİYOR”

 

Bu görüş Frith’le sınırlı değil. Nörobilimci Anil Seth, algıyı “kontrollü bir halüsinasyon” olarak tanımlıyor; beyin, dünyaya dair sürekli tahminler yapıyor ve gelen verilerle bu tahminleri güncelliyor. Bilişsel bilimci Andy Clark ise beynin bir kamera değil, bir tahmin makinesi olduğunu vurguluyor.

 

Yani “gerçeklik”, hep birlikte durmadan kurup onardığımız bir Lego kulesi gibi. Uygun olmayan koşullarda bu kule çökmeye başlayabiliyor.

 

EVRİM GERÇEĞİ DEĞİL, HAYATTA KALMAYI ÖNEMSİYOR

 

Santa Clara Üniversitesi’nden filozof Erick J. Ramirez ise bu tabloya temkinli yaklaşıyor. Ona göre evrim, hakikati değil, işe yarayanı seçiyor. İnsanların paylaştığı gerçeklik modelleri, çoğu zaman “doğru” değil, hayatta kalmayı kolaylaştıran faydalı kurgular olabilir.

 

Ramirez, farklı görme yetilerine sahip insanların (renk körü, tetrokromat vb.) aynı odada bulunup birlikte hareket edebilmesini örnek gösteriyor: Aynı dünyayı paylaşsalar bile, aynı dünyayı görmüyorlar.

 

“AHLAKİ GERÇEKLİK” EN KIRILGAN ALAN

 

Uzmanlara göre asıl tehlike, fiziksel dünyaya dair algılarda değil, ahlaki modellerde yatıyor. Stanley Milgram’ın itaat deneyleri, sıradan insanların otorite altında ne kadar hızlı şekilde ahlaki sınırlarını kaybedebileceğini göstermişti.

 

Bugün bu risk daha da büyümüş durumda.

 

2026’DA TEHLİKE BÜYÜYOR

 

Frith’e göre 2026 itibarıyla insanlık, birbirleriyle rekabet eden sayısız “sanal gerçekliğin” içinde yaşıyor. Sosyal medya ve dijital platformlar, ortak fiziksel deneyimlerin yerini aldıkça, zihinler arasındaki doğal senkron bozuluyor.

 

Stanford’dan psikolog Jeremy Bailenson da, sanal ortamlarda uzun süre bulunmanın beden algısını, hafızayı ve “benlik” hissini bile çarpıtabildiğini ortaya koyuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://www.effectivegatecpm.com/thfhkemiw?key=030135e46146832b1d38bc0b3f45330e